Picasa, Foto galeri

Kanser hastası yakınları nasıl davranmalı?

Sakın moral vereyim derken bu hatalara düşmeyin

Psikolog Şebnem Turan “Halk arasında, kanserin stres ve negatif düşüncelerle ortaya çıktığına inanılır. Kanser hastaları ve yakınları da çoğu zaman kendini ‘rol yapma’ya zorlar” dedi. Hasta yakınlarının durumu abartıp, moral vermek amacıyla ‘daha ne kötüleri var, sen yine iyisin’ gibi yaklaşımlarda bulunduğunu belirten Turan “Bu sözler hastayı teselli edeceğine kızdırır” uyarısında bulundu.

İnsanlar günlük hayatlarını yaşarken yarınlarının nasıl olacağı konusunda bir fikre sahiptirler. Bu fikir genellikle de sağlıklı ve uzun yaşayacağımıza ilişkindir; hastalıkların bizim başımıza gelmeyeceğini düşünürüz. Oysa kanser bu varsayımımızı bozan ve bireyin geleceğini belirsizleştiren bir hastalıktır. Hastalık ne kadar geçici ve hafif olsa da, hasta bir kayıp duygusu yaşar; bu kayıp sağlığın kaybıdır! Medical Park Bahçelievler Hastanesi’nden Psikolog Şebnem Turhan; kanser hastalarının ve yakınlarının yaşadığı psikolojik durumu değerlendirdi:

İNKAR UZUN SÜRDÜYSE DİKKAT!

AKCİĞER KANSERİNİN NEDENLERİ

Akciğer kanserinin en önemli nedeni sigaradır. Bunu radon ve asbest (amyant) izler. Ancak, sigara, radon ve asbestten başka da kanser riskini artıran pek çok faktör vardır. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, akciğer kanserine neden olan etkenleri anlattı.

Hava Kirliliği

Hava kirliliğinin de akciğer kanseri için bir risk faktörü olabileceği ileri sürülmektedir. Bunun en önemli kanıtlarından biri, akciğer kanserinin hava kirliliğinin yoğun olduğu ülkelerde ve şehirlerde daha fazla görülmesidir.

Çeşitli araştırmalarda, hava kirliliğine neden olan kükürt dioksit, azot dioksit gibi maddelerin sigara dumanındaki kanserojenik maddelerin etkilerini artırdıkları saptanmıştır. Dizel egzostuna ve petrol yanma ürünlerine maruz kalan kişilerde akciğer kanseri riski yüksektir.

Meslekler

Akciğer kanserinin bazı meslek sahiplerinde daha fazla görüldüğü eskiden beri bilinir.

BOYUN VE OMUZ AĞRILARINDAN KURTULUN

Günlük yoğunluk ve strese bağlı kas ağrılarından birkaç dakikalık egzersizle kurtulabilirsiniz. Her tür ortamda yapabileceğiniz bu egzersizler günlerinizin daha verimli geçmesinde size destek olabilir.

Omuz ve boyun kasları için gevşeme egzersizleri Birinci adım:

Başlangıç pozisyonunuzu alın. Boynunuzu uzatın ve ellerinizi başınızın arkasında birleştirin. Bu sırada ellerinizi öne doğru, başınızı da ellerinize yani arkaya doğru itin. Ellerinizi gevşetmeyin. Gergin halde kalın ve üç kere yavaşça nefes alıp verin. Rahat bırakın. Yeniden başlayın.

İkinci adım:

Başlangıç pozisyonunuzu alın. Ellerinizi başınızın arkasında birleştirin. Başınızı öne doğru ittirin ve ellerinizle hafifçe bastırarak baskıyı artırın. Üç kere yavaşça nefes alıp verin. Ardından rahat bırakın.

Üçüncü adım:

Tereyağı ve Margarin Arasındaki Farklar

Yüzyıllardır insanlar tarafından doğal olarak üretilen ve dedelerimizin vazgeçilmez besinlerinden olan tereyağının kullanımı son 50 yılda önemli derecede azaldı: bunun en önemli nedeni margarinlerin yaygınlaşması ve daha ucuz bir şekilde tüketiciye sunulması. Oysa tereyağı ile margarinin arasında fiyat farkı ile ölçülemeyecek farklar var:

MARGARİNİN ZARARLARI

Her ikisi de hemen hemen ayni kaloriye sahiptir.

Margarinde yağ asitleri çok yüksektir.

Margarin Koroner kalp hastalığı riskini üçe katlar.

Toplam kolesterolü ve LDL yi yükseltir (kötü kolesterol)

HDL yi düşürür (iyi kolesterol)

Kanser riskini beş katına çıkarır.

Fizik ve Ruh Haliniz Beslenmenizle Yakından İlişkili

Halsizlik, yorgunluk, unutkanlık hemen hemen herkesin müzdarip olduğu sorunlardır. Peki bunun nedeninin vücudun ihtiyacı olan vitamin ve mineralleri yeterince almanıza bağlı olabileceğini hiç düşünmüş müydünüz?

Vitamin ve mineral yetersizliğinin vücut dengesini bozuyor. Etkilerini şöyle sıralıyabiliriz.

Enerji ve protein yetersizliği: Beden hareketlerinde yavaşlama, zihin bulanıklığı,

B grubu vitaminlerinin yetersizliği: Duyarlılık, baş ağrısı, uykusuzluk, unutkanlık ve ileri hallerde depresyon,

C vitamini yetersizliği: Yorgunluk, halsizlik, içe kapanıklık,

Demir yetmezliği: Anemi, yorgunluk, halsizlik, baş ağrısı,

Kalsiyum yetmezliği: Baş dönmesi, tansiyon değişmesi,

DOMATESİ NASIL BİLİRSİNİZ?

Günümüzde kanser, kalp-damar hastalıkları ve şeker hastalığı tüm ölümler içerisinde önemli bir yer tutmaktadır. Genetik (ırsi) faktörler ve ilerleyen yaşın yanında hareketsiz yaşam tarzı ve yemek kültürü önemli risk faktörleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Tüm kanserlerin yaklaşık %50’sinin diyetle ilişkili olduğu artık kesindir. Ayrıca damar sertliği, şeker hastalığı ve yüksek tansiyon da yemek kültürü ile yakından ilişkilidir.

Bu ilişkinin temelinde herkesin bir derece malumu olan oksidan maddelerin vücutta neden olduğu zararlar ve başta hücrenin çekirdeği olmak üzere pekçok yerinde kalıcı hasara neden olmasıdır. Bu hasarın zaman içerisinde birikmesi ile yukarıda bahsettiğimiz hastalıklar ortaya çıkmaktadır. Antioksidan olarak bilinen moleküller, hasarın azaltılması ve tamiri için bize yardımcı olan önemli maddelerdir. Artık herkes bir şekilde aldığı antioksidan miktarını artırmakta ve yeni antioksidan kaynakları araştırmaktadır. Aslında bu arayışlarımız çok yakınımızda olanları görmemize engel olmaktadır. Bunlardan bir tanesi de “kendine özgü bir mucize” olan domatestir. Domates, özellikle likopen denen güçlü antioksidandan son derece zengin bir bitkidir.

Likopen nedir?

BEYNE ZARARLI BESİNLER

Zihin Sağlığı Vakfı nın araştırmasına göre, yararlı yağların, vitamin ve minerallerin eksik alınması ile fast food tarzı beslenme, depresyon, Alzheimer ve şizofreniye neden oluyor.

İngiltere de yapılan bir araştırma, son zamanlarda halkın beslenme tarzındaki değişikliklerin zihin sağlığı üzerinde olumsuz sonuçlara yol açtığını gösterdi. Sustain adlı örgüt ile Zihin Sağlığı Vakfı nca desteklenen araştırmanın sonuçlarına göre, fast food tarzı beslenme ile yararlı yağların, vitamin ve minerallerin eksikliği depresyon, Alzheimer ve şizofreni ile doğrudan ilişkili.

Araştırmacılardan Courtney Van de Weyer, "Vücudu iyi beslemek, zihni de iyi beslemek anlamına geliyor" dedi. Araştırmaya göre, yemlerde kullanılan katkı maddeleri ve tarım ilaçları, hayvan organizmasında değişikliğe yol açıyor. Bu nedenle de insanlar, omega 6 adlı yağ asidini, omega 3 ten çok daha fazla tüketir hale geliyor. Bu dengesizliğe vitamin ve mineral eksikliği de eklenince, depresyon ve hafıza sorunları ortaya çıkıyor. Araştırma raporunda, beslenme tarzında aminoasitlere, özellikle de balık tüketimine daha fazla yer verilmesi gerektiği belirtiliyor.

Hangi Sebze Hangi Mevsimde Yenir?

Günümüzde tarım ve teknolojide yaşanan gelişmeler sayesinde hemen her mevsimde bütün sebze ve meyvelere ulaşma imkanımız var. Ancak bu sağlıklı bir beslenme şekli mi?

Yüzlerce yıl önce İbn-i Sina: sebze ve meyveyi mevsiminde yiyin, şeklinde bir öneride bulunmuş. Bunun önemi, ürünlerin doğallığının değeri günümüzde yeni/yeniden keşfedilir.

Peki... sebzelerin doğal olarak yetiştiği aylar hangisi ve hangi mevsimde ne yemeliyiz?

SEBZELER

BAMYA: Haziran - Temmuz - Ağustos

BARBUNYA: Nisan - Mayıs - Haziran

BEYAZ LAHANA: Kasım - Aralık - Ocak - Şubat

BEZELYE: Nisan Mayıs - Haziran

BROKOLİ: Ocak - Şubat - Mart

CARLİSTON BİBER ve DOLMALIK BİBER: Haziran - Temmuz - Ağustos - Eylül

AĞIZDA KÖTÜ KOKU

Ağızda kötü koku (HALİTOZİS); kişinin yediklerine (sarımsak, soğan, baharat gibi), içtiklerine (rakı, şarap, sigara, bira gibi) veya aldığı ilaçlara bağlı olarak gelişebilir. Hastalığından dolayı sadece sıvı tüketenlerde mekanik olarak besinlerin temizlenmesi mümkün olmayacağından ağız kokusu olabilir.

Bazı psikiyatrik rahatsızlıklarda da kişi her şeyin kötü koktuğunu sanır (dysosmia).

Ağız boşluğundan kaynaklanan kötü kokular

- Kötü ağız hijyeni : Dişler arasında kalmış olan besin artıkları, çürük dişler, temiz tutulmayan protezler, paslı dil
- Piyore :
- Ağız içi iltihapları : aftlarda, ağız içi yaralarında (özellikle vincent stomatiti), agranülostoz hastalığında ve akut lösemiye bağlı gelişen ağız içi iltihaplarında
- Bazı tonsillitler (bademcik iltihabı)
- Bazı kanserler : dil, bademcik, damak, ağız tabanı, arka duvar (farinks) kanserleri ülserleşince fena kokuya neden olurlar.

Ağız arka duvarından (farinks) kaynaklanan kötü kokular

- Burnun iç yüzeyini döşeyen derinin hastalıkları
- Burun orta duvarında iltihabi harabiyet : sifilise bağlı olabilir.

ASPIRIN VE KALP KRIZI

Aspirin ve Trombositler

Aspirin kanınızın pıhtılaşma biçimini ekler. Bir kan daman zedelenmesi nedeniyle kanama olduğunda, trombositler denilen kan hücreleri zedelenme bölgesinde birikirler.

Trombositler kan damarındaki delikleri kapatan yapışkan bir kitle oluştururlar. Aspirin trombositlerin birikimini azaltır ve kanama olduğunda pıhtıların oluşumunu zayıflatır.

Aspirin ve Kalp Krizi

Kalp krizi, bir koroner atardamarın bir kan pıhtısıyla tıkanmasının sonucu olduğu için, aspirinin pıhtılaşma üzerindeki etkisi bir kalp krizinin ilk saatlerinde yararlıdır. Her gün aspirin almak, by pass ameliyatı geçirenler de dahil olmak üzere, koroner atardamar hastalığı olan insanların çoğunda yararlıdır.

Aspirin ve Felç

ELMA KALP SAĞLIĞI İÇİN İDEAL

Kötü kolesterolün oksidasyonunu önlemenin yanı sıra, vücudunuzu ultraviyole ışınları, yanıklar ve sigara gibi birçok çevresel faktörün oluşturduğu zararlardan arındırmak için yüzde 100 meyve konsantresi içeren elma suyundan faydalanın.

Antioksidan etkiye sahip besinlerin vücudumuz için önemi

Vücudumuzda enerji üreten tüm hücreler düzenli olarak oksijene ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle oksijen yaşamın temelini oluşturuyor. Diğer yandan oksijen vücut hücrelerinde yandığında serbest radikaller veya oksijen içeren son ürünler oluşuyor. Antioksidanlar vücudumuzdaki vücut hücrelerinde, dokularda ve hücre çoğalmasını kontrol eden DNA nın yapısında hasara neden olan serbest radikallere karşı savaşıyorlar.

BESİNLERİN BEYİN FONKSİYONLARI ÜZERİNDE ETKİLERİ

Beynimiz vücudumuzun küçük bir bölümünü oluştursa da, yiyeceklerle alınan enerjinin yüzde yirmisini harcar. Belirli yiyecekler algılama yeteneğimizi arttırır, daha verimli yapar, daha hızlı düşünmemizi ve dikkatimizi daha iyi vermemizi sağlar. Ancak bu besinleri ilaç gibi sadece belirli zamanlarda almamalı, yaşamımızın bir parçası haline getirmeliyiz.

BELLEK

HAVUÇ: Hatırlama yeteneğimizi arttırır, çünkü havuç beyin metabolizmasını canlandırır. Bir şey ezberlerken bir ufak tabak sıvı yağlı havuç salatası yiyin.

ANANAS: Tiyatro sanatçılarının ve müzisyenlerin ihtiyacı olan bir meyvedir. Örneğin uzun bir metin ezberleyebilmek için fazla miktarda C vitaminine ihtiyaç vardır. Ayrıca önemli bir eser halinde element olan mangan içerir.

AVOKADO: Kısa süreli bellek içindir (Örneğin alışveriş listesini yaparken). Fazla miktarda yağ asidi içerir. Yarım avokado yeterlidir.

Yoğurt yemeyen var mı?

İlk kez 10. yüzyılda Türkler tarafından bulunan yoğurdun, başka hiçbir besin maddesi ile karşılaştırılamayacak kadar çok yararlı özelliği bir arada bulundurduğu belirtildi.

Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, bir kase yoğurda iki kaşık bira mayası katılarak hazırlanan yoğurt maskesinin cilde parlaklık vermede ve kırışıklıkları önlemede çok faydalı olduğunu bildirdi. Prof. Dr. Yorulmaz, ilk defa 10. yüzyılda Türkler tarafından bulunan yoğurdun, başka hiçbir besin maddesi ile karşılaştırılamayacak kadar çok yararlı özelliği bir arada bulundurduğunu söyledi.

Bu besinden yeterince faydalanılmadığını öne süren Yorulmaz, "Yoğurt sağlığı korumak ve daha sağlıklı olmak için çok önemli bir besin maddesidir" dedi.

Yoğurdun sindiriminin kolay ve karbonhidrat, protein, yağ, vitamin, kalsiyum ve fosfordan oldukça zengin bir besin olduğunu belirten Yorulmaz, aynı zamanda kolayca vücutta sindirilen ve gerekli tüm besin maddelerini sağlayan bir besin olduğunu bildirdi.

Hastalıklara karşı direnci artırır

Maydanoz

“Yatmadan evvel maydanoz yemek, tatlı bir nefesle uyanmaya, diş ağrısını gidermeye yarar.“ (Hadis-i Şerif)

İÇİNDEKİLER:. 100 gr. maydanozda 60 mgr A vitamini, 25 mgr. C vitamini, 3.8 mgr Demir vardır. 30 gr. maydanoz, bir insanın günlük A ve C vitaminini karşılayacak güçtedir. • Uçan yağ (Aplin, apisoside, myristicin) • Inosit • Kükürt • Demir • Fosfor • Mangan • A ve C vitaminleri.

YAN TESİRİ: Normal kullanımda herhangi bir yan tesiri yoktur. Uzun süre kaynatılan suyu aç karna ve zayıflama kürü olarak kullanılmamalıdır. Böbreklerde tahriş yapar.

ŞİFASI:

1- İştah açıcı: Maydanoz yemeklerde, salatada yenirse veya kaynatılıp suyu içilirse iştah açar.

2- Göz rahatsızlığı: A vitaminini çokça ihtiva ettiðinden, gözün görme gücünü arttırır. Pansuman yapılırsa gözdeki iltihapları önler, yanmayı geçirir. Havuç rendesi, maydanoz salata yapılıp, sirke dökülerek yenirse göze kuvvet verir.

İNCE BELLİLER DE KALBİNE DİKKAT ETMELİ

Yeni bir araştırma, kilosu düşük olduğu için egzersiz yapmaya ihtiyacı olmadığına inananları uyarıyor: Kalp rahatsızlıkları herkes için bir risk.

Londra merkezli araştırma ekibi üç ayrı denek grubunun damarları tıkayan kötü kolesterol seviyelerini ölçtü. 37 kişiden oluşan ilk grup hem vücudu ince olan hem de spor yapanların grubuydu.

Bunun yanı sıra egzersiz yapmayan fakat ince olan 46 kişi ve egzersiz yapmayıp aynı zamanda aşırı kilolu olan 28 kişinin kolesterolü ölçüldü.

Uluslararası Obezite Dergisi'nde yayımlanan araştırma sonuçları hareketsiz kalmayıp egzersiz ve spor yapanların hem daha ince ve dirençli olduğuna hem de kalp-damar hastalıklarına yakalanma risklerinin azaldığına işaret ediyor.

Brunel Üniversitesi'nden Dr. Gary O'Donovan, "Çok sayıda kişi -özellikle de ince olanlar- muntazam egzersiz yapmanın tek faydasının kilo kaybetmek olduğuna inanıyor. Oysa araştırmamıza göre kilosuz olanların da sağlıklı kalması ve kolesterolü kontrol altında tutması için aynı şekilde egzersiz yapması gerekiyor" diyor.

Ölçünüze aldanmayın

Koroner Kalp Hastalığı ( KKH ) NEDİR?

Kalbin kasılmasını sağlayan myokard adı verilen kas tabakasının beslenmesi (oksijenlenmesi) , ''koroner'' denen (kalbe özel) damarlar vasıtasıyla gerçekleştirilir.

Özellikle hayvansal gıdalarda bulunan ve fazla miktarda alındığında damar iç yüzeyine yapışan ''kolesterol'' isimli yağ türü, normalde esnek olan damarlarımızın esnekliğini azaltır ve damar duvarlarında birikerek damar boşluğunu daraltır. Damar duvarındaki bu sertleşme veya damarın tıkanması durumuna ''ateroskleroz'' denir. Yüksek tansiyon, yaşın ilerlemesiyle damar yapısının bozulması, sigara kullanımı vb etmenler de aterosklerozu hızlandırır.

Ateroskleroz veya başka bir nedenle myokard'a gelen kan miktarı azalırsa myokard yeterli seviyede oksijenlenemez;''iskemi'' (dokunun kanlanamaması)

oluşur. İskemi, KKH'na neden olur. Kalbin myokard kas tabakası tam beslenemediği için yeterli kasılamaz, bu da hastada kendini ''angina pectoris'' (göğüs ağrısı) şeklinde gösterir.

KKH'nın diğer adları "koroner arter hastalığı", ''iskemik kalp hastalığı'' ve ''aterosklerotik kalp hastalığı''dır.

KKH için '' RİSK FAKTÖRLERİ '' Nelerdir

A- Değiştirilemeyecek risk faktörleri :

NAR: KALP VE TANSİYON HASTALARI İÇİN İDEAL BİR BESİN

Nargiller familyasından; Akdeniz bölgesinden Japonya ya kadar yabani olarak yetişen canlı kırmızı çiçekli, dört köşe dallı, hafifçe dikenli bir ağaççıktır. Yaprak kenarı ve sapı kırmızımtraktır. Çiçekleri parlak kırmızıdır. Meyvesi portakal büyüklüğünde, esmer kırmızı renkli, çok tohumludur. Yenen kısmı, tohumlarının etli ve bol usareli kısmıdır. Ağacın gövde, kök ve dal kabukları; nişasta, mannit, reçineli maddeler, asitler, tanen, punicin ve olkoloidler taşır. Nar kabuğundan yapılan ilaçlar tenya düşürmek için kullanılır.

Nar, şifalı bitkiler literatüründe yer alır. Genellikle besleyici ve tedavi edici ilaç ve panzehir olarak ağız yoluyla çeşitli karışımlarla birlikte yenilir ve içilir, haricen de merhem olarak kullanır. Onun sadece meyvesi değil, çiçeği, çekirdekleri, suyu ve kabukları da çeşitli karışımlar halinde tıbbi olarak kullanılır. Narın vücudu ve kalbi kuvvetlendirme, ishali kesme, şerit düşürme, burun poliplerine faydalı olma gibi yararları bulunmaktadır. Ancak içerdiği bazı kimyevi maddeler yüzünden mide ve bağırsak hastalığı olanların, küçük çocukların ve hamilelerin fazla kullanmamaları tavsiye edilir.

Kara Üzüm Çekirdeği

Antioksidan olan üzüm çekirdeği vücudu, kendi içinde oluşan ya da dış kaynaklı serbest oksijen radikallerinden ve diğer radikallerden korur. Üzüm çekirdeğinin antioksidan özellikleri çok tanınmış antioksidan vitaminler olan C vitamininden 20 kat, E vitamininden ise 50 kat daha üstündür.

Doğal yolla üre(til)miş meyveler, sebzeler ve otlar sağlığımız için son derece yararlıdır. Üzüm çekirdeği de bunlardan biridir. Fakat beslenme bir bütündür. Sadece üzüm çekirdeği, yeşil çay, kuş burnu gibi iki üç gıdayı yemek, buna karşılık beslenmenin diğer unsurlarına dikkat etmemek ile kendinizi kurtaramazsınız. Sağlıklı bir yaşam için her mevsimin meyve, sebze ve otunu dönüşümlü olarak yiyin, un ve şekerden mamul gıdaları diğer rafine ya da paketlenmiş yiyecekleri iyice azaltın; suni yemle beslenmemiş hayvanların et, süt ve yumurtasını tüketin.

Üzüm çekirdeği hülasası (özütü) nedir?

Gebelik ve Hemoroid

Gebelikte yaşanan hormonla ve anatomik değişiklikler sonucunda daha önceden var olan hemoroidler daha belirgin olabilmekte veya yeni gelişebilmektedir. Yarattığı şikayetler sebebiyle gebe bayanlara zor günler yaşatabilmektedir. Gebelikte % 10 -40 oranında görülen kabızlık da bu şikayetleri arttırmaktadır. Gebeliğin her döneminde görülebilirse de 3. trimestrde daha sık görülür.

Gebelikte hemoroidin sık oluşmasının sebebi nedir?

Gebelikte artan kan hacmi nedeniyle özellikle vücudun alt kısmında toplardamar içi basınç artacaktır. Rahimin büyümesiyle ana toplardamarlara baskı oluşmakta ve bu bölgedeki basınç daha da artmakta akım yavaşlamaktadır. Progesteronun damar düz kaslarını gevşetici etkisi de eklenince varisleşme kolaylaşacaktır. Sonuçta hemoroidler belirginleşir, bacaklarda varisler oluşabilir.

Gebelikte hemoroid için alınacak tedbirler neler olabilir?

Gözlük ve Kontak Lenslere Elveda

Yıllardır büyük sıkıntılarla kullanılan gözlük ya da kontakt lenslerden güvenilir bir şekilde kurtulmak artık çok kolay. Dünya teknolojisinin geldiği son nokta olan kişiye özel excimer laser tedavisi Wavefront yöntemi ile dakikalar içinde gözlük ya da lens kullanılmayan bir hayata başlamak mümkün.

Refraktif Cerrahi
Refraktif cerrahi, göz özellikleri uygun olan hastalarda gözlük ya da kontakt lens bağımlılığını ortadan kaldırmak için yapılan girişimlerin tümüne verilen addır. Bu amaçla uygulanan en sık yöntem excimer laser ile fotoablasyondur. Laser ışınlarının gözün en dışında bulunan kornea tabakasına odaklanması ile bu bölge yeniden şekillendirilmektedir. 15 yılı aşkın süredir tüm dünyada güvenle uygulanan bu yöntem sayesinde milyonlarca insan gözlükten kurtulmuştur.

Wavefront Tedavisi

Mide Sorunlarınıza Doğal Çözümler

İsviçreli bitki bilimci Alfred Vogel a göre mide yanmasının ilaçlarından biri sıcak suyun içine çiğ patates doğrayıp içmek. Domates suyu ise vücudu yeniliyor. Vücutta insan yaratılışının aynası olarak değerlendirilebilecek bir organ varsa, o da kuşkusuz midedir. Çünkü sinir sisteminizin nasıl çalıştığını bu hassas organdan anlamak mümkün. Duygusal ve ruhsal durumunuz mide suyunun salgılanışını etkilediği için fark etmeseniz de mideniz bu durumdan zarar görebilir.

Bu nedenle beslenme tarzıyla mideyi korumak çok önemli. Bunda da dikkat edilmesi gereken nokta tüm öğünlerde doğal besinleri tüketmeye çalışmak. Bunun yanı sıra çalışma temponuz da midenizi etkiliyor. Hiç durmadan stresli bir ortamda çalışıyorsanız ve sürekli mide ağrısından şikayetçiyseniz, bunun sebebini çok da araştırmanıza gerek yok.

Çünkü sıkıntı midenin baş düşmanı. Bu yüzden işe gidip gelirken yürüyüş yapmaya ve temiz hava almaya özen gösterin. Aslında mide problemleri çağımızda en çok rastlanan sağlık sorunlarının başında geliyor. Mide ağrılarınız artık size büyük sıkıntı vermeye başladıysa, yemek yediğiniz ortama da özen göstermeniz gerekiyor. Öncelikle yemek yerken sıkıntılarınızı da masaya getirmeyin. Ayrıca yorgunluktan dolayı aç

AKCİĞER KANSERİ

Tüm dünyada erkeklerde ve aynı zamanda dünyanın bir çok ülkesinde kadınlarda en sık rastlanan kanser türüdür. Bir çok kanser türünde giderek azalma söz konusu iken akciğer kanserine rastlanma sıklığı maalesef giderek artmaktadır. Tüm dünyada erkek ve kadınlarda halen en öldürücü kanser türüdür. Genel ölüm nedenleri arasında dünyadaçilmesidir. Bazı mesleklerde çalışma, hava kirliliği, radyasyon, genetik faktörler, beslenme alışka ikinci sırada yer almaktadır.

En iyi bilinen neden sigara inlıkları gibi...Adı geçen diğer nedenlerin hiç birisi sigara ile mukayese edilecek kadar önemli değildir.

Ülkemizin bazı yörelerinde bulunan ak toprak, gök toprak olarak bilinen asbest veya zeolit içeren toprakla temas akciğer kanseri yapmaktadır. Duvar sıvama ve yer döşeme amaçlı kullanılan ve bebeklerin altına konan bu toprağın bulunduğu alanlarda yaşayanlarda akciğer ve akciğeri örten zardan köken alan kanserlere çok sık rastlanmaktadır.

KALBİNİZLE DOST YİYECEKLER

Kalp sağlığının günlük hayatta yenilen yemeklerle yakın ilişkili olduğunu belirten uzmanlar, balık, soya, siyah susam, yulaf, ıspanak, havuç ve yeşil çayın kandaki yağı temizleme ve kalp damarlarını koruma işlevlerine sahip olduğunu bildirdi.

Kalp hastalıkları son yıllarda ölüm nedeni olarak ilk sıraya yerleşince, kalbi korumak herkesin ilgi gösterdiği bir konu haline geldi. Uzmanlar, doymamış yağ asidi, A vitamini ve folik asit içeren yemeklerin kandaki yağı temizleme ve kalp damarlarını koruma işlevlerine sahip olduğunu belirterek, kalbe yararlı 7 yemeği şöyle sıralıyor:

Balık: Özellikle deniz balıklarının içerdiği yağ ve doymuş yağ asidi diğer etlere göre daha düşük. Deniz balıklarında bulunan Omega-3 yağ asidi, felç riskini de düşürür. Bu da, deniz ürünlerini çok tüketen bir ülkede felç oranının düşük olmasının nedenlerinden biridir.

Soya: İnsan vücudunun ihtiyaç duyduğu amino asit ve doymamış yağ asidi içeren soya, vücuttaki yağ ve kolesterolün emilmesini hızlandırarak, kalp damarlarının açılmasını sağlar.

STRESİN EN İYİ İLACI: SİYAH ÇAY

Yapılan araştırma sonuçlarına göre, günlük bir bardak siyah çayın, stresle başa çıkmak için birebir olduğu belirlendi. Bilim adamlarının son yaptığı araştırmaya göre siyah çay, vücuttaki stres hormonları seviyesinde doğrudan etki yapıyor. Psychopharmacology isimli sağlık dergisinde yayınlanan sonuçlar, siyah çay içenlerin stresten çok daha çabuk arınabildiğini ortaya koydu.

İngiltere de bulunan University College London da yapılan araştırmalar sonucu, siyah çayın insanlar üzerinde anti-stres etkisi bulunduğu bildirildi. Bilim adamlarının yaptığı incelemelere göre siyah çay, vücuttaki stres hormonlarının seviyesi üzerinde doğrudan etki gösteriyor. Araştırmaya katılanlar içinde, 6 hafta boyunca günde 4 kez çay içenlerin kanlarında bulunan cortisol isimli stres hormonu seviyelerinin, stresli geçen etkinliklerin ardından ölçüldüğü ve oldukça stres hormonunun beklenenin daha altında olduğu görüldü.

Uyuyakaldım demeyin!

Günlük uyku ihtiyacımızı genetik şifremiz belirler ve
hayatımızın yaklaşık yüzde 33′ünü uyuyarak geçiririz. Ancak bazı
insanlar çeşitli sebeplerden dolayı uyku sorunu çekiyor ve bunun
sonucunda hiç de hafife alınmayacak fiziksel ve psikolojik sorunlar
yaşayabiliyorlar. Uyku bozuklukları ile ilgili hastalıkların tanı ve
tedavisiyle ilgilenen kuruluşlar ise gelen talepler sonucunda son
yıllarda büyük bir artış gösterdi.

Çevrenizdekiler çok şiddetli horladığınızı mı
söylüyor? Sabahları yorgun mu uyanıyorsunuz? Gündüzleri bitkin kalarak
uyukluyor musunuz? Uykuda solunum duraklamaları (uyku apnesi) sorununuz
olabilir. Apne kelimesi Yunanca’da “soluksuz kalmak” anlamına gelir.
Uyku apnesi erkeklerde kadınlardan 2 kat daha sıktır ve daha çok orta
yaş üzerindeki erişkinlerde görülür.

Kanseri Yenmek

Çağımızın esrarengiz hastalığı kanser batı dünyasında hızla artış gösterdiği için büyük araştırmaların sebebidir. Kanserin gelişimi, oluşumu hakkında bir çok kitap ve yazı vardır. Bir diğer yandan ise kanseri yenen insanlar vardır. Bu araştırmada bulacaklarınız kanseri yenen insanların ortak stratejilerinin nakledilmesidir. Yöntemler mümkün olduğunca basit, günlük hayatta rahatça uygulanabilecek, akla ve mantığa aykırı olmayan ve özde sadece gıda sisteminin değiştirilmesini önermekte olan bir içeriğe sahiptir. Bir anlamda doğal bir kemoterapi olan bu yöntem tıbbın babası Hipokrat’ın “Aldığın besin ilacın, aldığın ilaç da besinin olsun.” deyişinden kaynaklanmakta. Kanserle savaşımda sadece tıp değil, Besin Kimyası, Biokimya, Şifalı bitkiler, Gıda Üretim Teknolojisi, Alternatif Tıp ve Gıda Piyasasını da bilmenin ve bir bütün içinde uygulamanın lüzumunu ilerleyen kısımlarda göreceksiniz.

Hastalıklar ve Beslenme Alışkanlıklarımız

Günümüzde ortaya çıkan ve önemi günden güne artan bir tıp dalı olan koruyucu hekimlik, insanları hastalıklardan korunmaları konusunda desteklemeye çalışıyor. Sağlıklı beslenme de hastalıklardan korunmanın önemli bir yolu. Çünkü beslenmeyle hastalıklar arasında doğrudan bir ilişki mevcut.

Toplumumuzun çok sık rastladığı şeker hastalığını ele alalım. Bu hastalık vücudun şeker kullanımındaki bozuklukla ortaya çıkar. O zaman 'çok şeker ve tatlı yersem şeker hastalığı yapar mı?' diye düşünebiliriz. Bu soruya kısmen 'evet' cevabını verebiliriz. Çünkü şeker hastalığı ırsî olarak ortaya çıktığı gibi, yanlış beslenmeden dolayı da ortaya çıkabiliyor. Şeker hastalığı iki şekilde meydana gelir: Ya kanda şeker yükselir ya da kanda şeker düşer. Tabii ki şeker hastalığının ilaçla tedavi edilmesi kaçınılmaz. Ama ilaçla beraber uygun bir diyetin yapılması da önemli. Diyette de şunlara dikkat edilmesi lazım.

-Yüksek kalorili hamur işlerinden, tatlılardan, meşrubat, kuru yemiş ve yağlı yemeklerden mümkün olduğunca uzak durup, taze sebze alımı yapılmalı,

-saf şekerler (şeker, şekerleme, tatlılar, pekmez, bal)'den kaçınmalı.

Proteinler Ve Karbonhidratlar

Sağlıklı beslenmenin besin öğeleri dediğimiz proteinler, karbonhidratlar, yağlar, vitaminler ve minerallerin yeterli ve dengeli bir şekilde vücuda alınması ile mümkün olduğunu artık biliyoruz. Peki ya bunları tanıyor muyuz? Bunlar hakkında bilgilerimiz yeterli mi?

İlk olarak proteinler ve karbonhidratları daha yakından tanıyalım.

PROTEİNLER:

Proteinler vücudumuzun tuğlaları gibidir. Vücudu ayakta tutan besin öğesidir. Vücut organlarının temelidir. Hücrelerin yapılmasında ve yenilenmesinde büyük rol oynarlar. Bebeğin anne karnında bütün organları tamamlanmış bir vücut haline gelmesi, annenin aldığı proteinin bebeğin vücut organlarına dönüşmesi ile mümkün olmaktadır.

Proteinler başka neler yaparlar?

Gerek çocuklarda, gerek yetişkinlerde büyüme ve gelişme için çok önemlidir.

-Bir kısım doku ve organlarını yapar ve onarırlar.

-Yeterli karbonhidrat ve yağ bulunmadığında enerji üretiminde kullanılırlar.

Alın ağrısı miyop belirtisi

Göz bozuklukları çeşitli baş ağrılarına sebep olabiliyor. Ensedeki ağrı hipermetropa, alın ağrısı ise miyopa işaret ediyor. Göz tansiyonunun belirtisi olan ağrı da sıklıkla apandisit sancısı ile karıştırılabiliyor.

Florance Nightingale Göz Hastalıkları Direktörü Prof. Dr. Halil Bahçecioğlu, baş ağrısı çeken insanların ilk adım olarak göz doktoruna gitmesini öneriyor. Ardından sinüzit şüphesi için kulak burun boğaz uzmanına, sonra yönlendirmeye göre nöroloğa başvurulabileceğini anlatıyor. Bahçecioğlu, göz çevresini kaplayan baş ağrılarıyla ilgili soruları şöyle cevaplıyor:

* Ne tip baş ağrıları göz hastalıklarından kaynaklanır? Göz sorunlarından kaynaklanan baş ağrıları genellikle göz çevresini kapsamakla birlikte, alından enseye kadar içeren ağrılar da bize göz hastalıkları konusunda ipucu verir. Sürekli, hafif şiddetli baş ağrılarının yanı sıra bütün vücudu etkileyen, hastayı kusturacak kadar şiddetli olan ağrılar içeren bir tablo da karşımıza çıkabilir. Bazen göz kökenli ağrılar o denli şiddetlenir ki, hastanelerin âcilinde bu hastalara akut apandisit teşhisi dahi konulabilir. Akut göz tansiyonundan kaynaklanan bu şikâyetler göz doktoru tarafından kolaylıkla teşhis edilebilir.

Türkiye’deki ölümlerin yüzde 43’ü kalpten

Kalp haftasında bir açıklama yapan Sağlık Bakanlığı, sigara, alkol kullanımı, yüksek tansiyon, bilinçsiz beslenme ve hareketsiz yaşam tarzının kalp hastalıklarının bir numaralı sorumlusu olduğunu belirterek halkı uyardı.

Türkiye’de kalp damar hastalıkları, ölüm nedenleri içinde yüzde 43 oranıyla ilk sırada yer alıyor. Türkiye’de 2 milyon kalp hastası olduğunu ve her yıl 130 kişinin hayatı kaybettiğini belirten Sağlık Bakanlığı Yetkilileri, ölümlerin önemli bir bölümünün 41 ile 58 yaş grubunda gerçekleştiğine dikkat çekti. Bakanlık, kalp damar hastalıklarından korunmak için fazla kiloların verilmesini, akdeniz diyetiyle beslenilmesini, haftada 4 kez yarım saat yürüyüş yapılmasını ve sigara içilmemesini tavsiye ediyor.Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğünden “Kalp Sağlığı Haftası” dolayısıyla yapılan açıklamada, Türkiye’de gerçekleşen tüm ölümlerin ilk sırasında, kalp- damar hastalıklarının yer aldığı bildirildi.

İçeriği paylaş

Picasa, Foto galeri

Son yorumlar